Silinen Cinsiyet Kadın

Dün karanlık bir sabaha uyandık. Gece yarısı, apar topar İstanbul Sözleşmesi feshedildi. Yani, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi feshedildi.

Aklımdakileri yazmak istedim ve defalarca bilgisayarımın başına geçtim ama paragrafları yazıp yazıp sildim. Beyaz sayfa önümde hep boş kaldı. Zira, içimde hissettiğim ağır duyguyu ve boğazımdaki düğümü tasvir etmeye yetecek sözcük yok.

Bugün tekrar deniyorum. Ama bu duygu dünkünden de ağır sanki. Umutsuzluk, acı, üzüntü… Çok ağır…

Diyorlar ki İstanbul Sözleşmesi sembolikti zaten ve uygulanmıyordu. Üstelik sözleşme yüzünden mağdur durumda bırakılan erkekler vardı. Peki ya onca kadın? Boşanmak istediği ya da bir erkeğe sadece “hayır” dediği için öldürülen onca kadın? Erkek şiddetine kurban giden onca kadın? Birkaç erkeğin mağduriyeti kadar basit bir konu değil bu.

İnsan haklarından bahsediliyor. Kadınlar kadar erkekler de öldürülüyor deniyor. Erkeği öldüren de genelde erkek değil mi? Bir kadını öldüren erkek sadece kravat taktığı için iyi halden indirim alırken veya serbest kalırken kendini savunmak zorunda kalan kadın yıllarca hapis yatıyor. Ancak erkek ve kadın eşitliğini sağlarsak insan haklarından bahsedebiliriz. Ama gelinen noktada kadın için eşitlik yok, adalet de yok.

Adalet erkeklerin adaleti. Kuralları erkekler yazıyor, erkekler uyguluyor ve erkekler erkekleri koruyor. Erkekler mağdur edilmesin diye bir sözleşme feshediliyor. Kadının aslında artık yasada yeri bile yok.

Önce Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı kapatıldı ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı açıldı. “Aile” olmayan kadının tanımı bile yok. “Anne” veya “eş” değilse ona sahip çıkan bir kurum yok. Silinen cinsiyet kadın. Yasa karşısında var olabilmesi için birinin eşi ve birilerinin annesi olması gerek. Cinsiyeti için uygun görülen tanım bu çünkü. O da kocasının yanında ve çocuklarının başında olduğu sürece. Kocasından ayrılmaya kalkan kadın bu tanımdan çıkıyor. Çünkü korunması gereken aile, kadının kendisi değil. Bekar kadın, boşanmış kadın, çocuğu olmayan kadın veya çocuk sahibi olmama kararı vermiş kadın hep eksik kadın, aile değil ve onu koruyan bir kurum yok.

Peki şimdi? Artık tanımı olmayan kadını öldürmek, sokak ortasında tecavüz etmek ya da dövmek, işte bunların hepsi daha da serbest. Erkek şiddetinden kaçan kadının sığınacağı bir kurum zaten yoktu, şimdi ise onu koruyan tek bir sözleşme maddesi bile yok. Silinen cinsiyet kadın…

Dün karanlık bir sabaha uyandık. Kadının yaşama hakkı feshedildi.

ranamarcella tarafından yayımlandı

Ben kimim? Ben, susmak istemeyen bir feministim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: