Mavi Gömlek

Empowered women empower women

Güzel bir sabah düşün. Enerjik uyanmışsın, uykunu almışsın. Kuşlar dışarıda cıvıl cıvıl. Güneş parlıyor. Kalkıp yüzünü yıkadın, dişlerini fırçalayıp saçlarını taradın. Sabah rutinleri işte…

Dolabın karşısında biraz bakındıktan sonra yeni aldığın mavi gömleği giymeye karar verdin. Etek, kot, şort, ayakkabı vs. derken o gün canının istediği kombini buldun ve çıkmaya hazırsın.

Çıkmadan aynaya son bir defa baktın. Kendini güzel gördün ve iyi hissediyorsun. Belki kendine göz bile kırptın.

İşe geldin. Hala kendini iyi hissediyorsun ve dolayısı ile enerjin yüksek. Kendi kendine gülümsüyorsun ve kendini güzel hissediyorsun. Derken iş yerinden tanıdığın biri ile asansörde karşılaştın. Bu bir kadın da olabilir, erkek de. Bu kişi yakının değil, ama olsa da farketmezdi. Seni bir süzdü, belli ki beğenmediği birşey var, çünkü dudaklarını şöyle bir büktü. Sana “Günaydın” dedikten sonra lafı hiç uzatmadan yorum ve sorularına hemen başladı. Hatta belki de bir “Günaydın” deme zahmetinde bile bulunmadan lafa girdi.

“Yorgun görünüyorsun, iyi dinlenemedin mi?” ya da “Biraz kilo mu aldın sen?”

Ve bir anda enerjin düşer. Dönüp asansörün aynasına bakarsın. Aynada sabah gördüğün kadın gitmiştir ve yerine yorgun görünen, hatta biraz da “fazla” kilolu biri belirmiştir.

Başkalarının ne dediğini umursamadan yaşamamızı söylerler. Çoğu zaman bunu yapıyor olabiliriz. Ama birkaç soru ve yorum nasıl olur da bir anda enerjimizi bu kadar düşürebiliyor? Sorun bizde mi, bedenimiz üzerine bu kadar rahatça yapılan yorumlar ve sorulan sorularda mı? Bu yorumlar neden bu kadar “normal” sayılıyor? Bu sorular neden bu kadar rahatça sorulabiliyor? Bedenimiz ne zaman günlük rutin bir konuşmanın parçası haline geldi?

Bu yorumları yapmak ve bu tür soruları sormak pasif- agresif bir yaklaşım. Çoğu zaman karşımızdaki kişi, istemli ya da istemsiz olarak, yüksek olan enerjimizi düşürmeyi hedefliyor. Peki neden?

Biraz önce “istemli veya istemsiz” demiştim. İki seçenek var. Belki, karşındaki kişi kötü niyetli ve sabah sabah enerjik olmanı çekemedi. Bu yüzden enerjini kolayca düşürebileceğini bildiği yorumlara başvurdu. Birçoğumuz bu tür yorumlardan ister istemez etkileniriz. O da planlı olarak hareket etti. Ama büyük ihtimalle kurgu böyle değil.

Gelelim ikinci seçeneğe. Küçüklüğümüzden beri, toplum, kilo ve dış görünüş konularının çok önemli olduğu konusunda bizi programlamakta. Bu kişi ise yaptığı yorumlarda ve sorduğu bu tür sorularda sıkıntı görmüyor. Tamam, dudak büktü, ama niyeti tam olarak seni kırmak değildi, en azından direkt olarak. Üstelik söylediklerinde kırılacak bir durum olmadığını düşünüyor. Hatta dost acı söyler mantığı ile söylediklerini kafasında meşrulaştırıyor. Bu yorumları yapmak gayet “normal” ona göre. Peki haksız mı? Hergün medyada kadın bedeni ile ilgili dayatılan doğru ve yanlışları görüyor. Gazeteler, sadece magazin sayfalarında değil anasayfalarında bile, ünlü ve tanınan kadınların boy boy resimlerini yayınlayıp kilo ve bedenleri üzerine yorum yapıyor. Direkt olmasa bile, 0 beden olan kadının ideal olduğunu dayatıp, mayosundan ya da eteğinden biraz et görünen kadınla dalga geçiyor. Yerli dizilerin neredeyse hepsi yine 0 beden kadınlarla dolu. Belki 0 beden olmayan bir karakter vardır, ama başrolde olamayacağı gibi ya kompleksli, fesat ve kötü bir karakter rolü canlandırıyordur ya da dizinin sevimli ve vazgeçilmez dost karakteridir. Belirlenen bir “güzel” kadın imajı var. Kadın bedeni hakkında herkesin konuşması “normal” ve asansörde sana yaptığı yorumları yapmak günlük rutinin normal bir parçası sadece.

Burada suçladığım ve tek sorumlu olarak gördüğüm medya değil. Birileri karar veriyor ve “normal” olanı belirliyor. Medya kültürel planlama için güzel ve verimli bir araç. Fikirler ve ideolojiler her türlü medya sayesinde çabuk yayılabiliyor. Senin ve benim gibi sıradan insanlar görevi medyadan devralıyor. Düşünmeden öğrendiklerimizi uyguluyoruz. Çoğu zaman farkındalığımız yok. Bilinçli hareket etmiyoruz. Sonra da öğrenip uyguladıklarımızı etrafımızdakilere de öğretmeye başlıyoruz, mesela yakınlarımıza, çocuklarımıza ve öğrencilerimize. Böylece söylem meşrulaşıyor ve normalleşiyor. Bunun sonucunda farklı olanı tuhafsamak bulaşıcı oluyor.

Güzelliğimizi belirleyen tek unsur bedenimiz mi? Bize sürekli kendimizi sevmemiz gerektiği söylenir, ama aslında kendimizi sevmememiz gerektiği öğretilir. Bu mesaj o kadar yaygın ki kimse yorum yapmakta sakınca görmez, hatta iki kere düşünmez. Sonuç olarak biz birbirimizi her gün pasif-agresif bir söylem ile ve iltifat edercesine bir tonla aşağılıyoruz. Çünkü bunda bir sakınca görmüyoruz. Yani biz de suçluyuz.

Bu zinciri kıramaz mıyız?

Söylemimizi değiştirmekle başlayalım. Yorum yapmadan iki kere düşünelim ve birbirimizi aşağı çekeceğimize yükseltelim. Herkesi bilinçlendiremeyebiliriz. Ama sen ve benden başlayarak yeni bir zincir inşa edebiliriz. Ne dersin?

Ben başlıyorum. Tekrar asansöre dönelim. Karşındaki benim.

“Günaydın. Bugün ne kadar da güzel olmuşsun. Bu mavi gömlek sana çok yakışmış. Sana çok güzel bir gün diliyorum.”

Sevgiyle kal…

Rana Marcella

16 Ağustos 2020

ranamarcella tarafından yayımlandı

Ben kimim? Ben, susmak istemeyen bir feministim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: